Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

22 Ekim 2011 Cumartesi

Tiny bugs are controlling your mind!

Are billions of bacteria influencing your moods? Before you take another probiotic cap, you may want to read this. Yet another study at McMaster University in Canada suggests that gut bacteria might be able to alter your brain chemistry and change your mood and behavior.
 “We reported on earlier research on gut bacteria at McMaster University and at Ohio State University. We also mentioned some heady speculations at Texas Tech University Health Sciences Center on a new field of microbial endocrinology, “where microbiology meets neuroscience.”
In the new study, McMaster researchers take a slightly bolder step. They fed mice a broth containing a “benign” bacterium, Lactobacillus rhamnosus. The scientists chose this partly because, well, they had some around, so why not, and also because related Lactobacillus bacteria are a major ingredient of probiotic supplements and very little is known about their potential side effects.
How it works, maybe
They found that mice whose diets were supplemented with L. rhamnosus for 6 weeks exhibited fewer signs of stress and anxiety in standard lab tests, as reported online in the Proceedings of the National Academy of Sciences. For example, the mice spent more time exploring narrow elevated walkways and wide-open spaces, which are scary to rodents. (That might explain the Jackass movies?)
But how does it work? That’s the part that has been puzzling me. First, the McMaster researchers found changes in the activity of genes in the brain that encode portions of the receptor for the neurotransmiter GABA. GABA typically dampens neural activity, and many drugs for treating anxiety disorders target its receptors. (The Texas Tech guys also suggested GABA effects.)
Then they cut the vegas nerve, which runs between the stomach and brain, and lo and behold, the effects stopped. The findings “open up very exciting speculations” about using probiotics to treat mood disorders in people, says Emeran Mayer, a gastroenterologist at the University of California, Los Angeles. But he said he’s skeptical that the findings will translate easily from mice to people.
August 30, 2011 by Amara D. Angelica (Credit: Udo's Choice)

29 Eylül 2011 Perşembe

ASİT REFLÜ İLE BAŞ ETMENİN DOĞAL YOLLARI part 1


Asit reflü, sindirim sisteminin üst kısmının bir durumudur. Daha net olmak gerekirse, bu mide ve yemek borusunu  ifade eder. Asit reflü mide asidinin yemek borusuna doğru geri akımıdır. Midede ki asidinin yemek borusuna doğru
yukarı akışından dolayı bir yanma hissine sebeb olur. Yapılan çalışmalar sonucunda da Asit reflüsü olan üç kişiden birinde de Özefajit geliştiği bulunmuştur. Özofajit ise  yemek borusu iltihabı demek olup mide asidinin özafagusa doğru çıkması demektir. Mide asidi bazen hastalarda boğaz tahrişine sebeb olan kuru öksürüğe ve kusmaya bile sebeb olmaktadır. Ayrıca bu reflü hastalığının ilerlemiş hali olan gastroözofageal reflü hastalığı (GERH) olarakta bilinir. Radyografi ile ve mideden biyopsi ile konulmaktadır. Tanısı konulduktan sonra bile tedaviye cevap vermeyen durumlarda olmaktadır.
 Eğer asit reflü ilk aşamalarda ise  sadece yediklerimize dikkat ederek asit reflünün ilerlemesini engeliye biliriz. yedikten hemen sonra bir veya iki bardak su almayı deneyin(fakat su çok soğuk olmasın). Mide asitlerinin üretimi zayıflatmak yardımcı olacaktır. Yemek yedikten sonra yatar pozusyonda durmayın, bu duruş midedeki sinrilmekte olan gıdaları özafagusa itecektir. Yemeklerden sonra yürüyün veya hafif egzersiz yapmak Reflünün en iyi bir  ilaçıdır. Yemeklerden sonra badem yenemside , enzimlerin ve asitin etkilerinden kurtulmak için başka bir  yoldur. Bademi uzun süre çiğnemek daha iyi bir etkisi olduğu da kanıtlanmıştır.  
GERN çoğunlukla özafagus (yemek borusunun girişinin) kasının zayıflaması sonucu ortaya çıkar. Normal koşullarda yenen yemek özafagustan geçerek mideye inerken, özafagusunun valvesi (kapağı) kapanacak ve mide de sindirilen gıdaların  yemek borusuna geçişini engelleyecektir. Fakat bu valve fonksiyonunu yitirmişse GERN belirtileri yaşanmaya başlanacaktır. Komplikasyonları ise yemek borusu ülserasyonuna hatta daha ileri safhalarda Özafagus kanserine bile sebeb olabilir.
Genel olarak Reflü tanısı Endoskopi ve Baryum Swallow yöntemi ( bi tür sıvı ) ile mideden biyopsi ile konulmaktadır. Tanısı konulduktan ve tedaviye cevap vermeyen durumlarda olmaktadır. Eğer asit reflü ilk aşamalarda ise  sadece yediklerimize dikkat ederek asit reflünün ilerlemesini engeliye biliriz.
Soğan, domates, Sirke, Narenciye, Çikolata, Kahve, Çay, Ananas, Şili, Karabiber, aşırı yağ içeren yiyecekler gibi bazı gıda maddeleri, baharat ve Alkol aslında midede sindirimi geç olduğu için midenin daha fazla asit üretmesine sebeb olmaktadır. Yapılması gereken bence her insanın bünyesinin ve tolarasyonu göz önünde bulundurulduğunda kişinin deneme yanılma ile bu listeyi oluşturması ve bu tarz gıdalardan uzak durması ilk basamak olabilir.

Bunun yanında denediğim bazı öneriler:
Yemek yedikten hemen sonra bir veya iki bardak su almayı deneyin(fakat su çok soğuk olmasın). Mide asitlerinin üretimi zayıflatmak yardımcı olacaktır. Yemek yedikten sonra yatar pozusyonda durmayın, bu duruş midedeki sinrilmekte olan gıdaları özafagusa itecektir. Yemeklerden sonra yürüyün veya hafif egzersiz yapmak Reflünün en iyi bir  ilaçıdır. Yemeklerden sonra badem yenemside , enzimlerin ve asitin etkilerinden kurtulmak için başka bir  yoldur. Bademi uzun süre çiğnemek daha iyi bir etkisi olduğu da kanıtlanmıştır.
 Ayrıca, zencefil, anason veya Lavanta çayları ve yemeklerden sonra yenen elma da aynı
zamanda mide enzimleri oluşumunu azaltmaya yardımcıdır.
Her Reflü hastasının bildigi gibi kontrol altına alınmamış mide asidinin sadece gıdalar ile konturol altına alınması hiç de kolay değil. Bunun yanında doktorların sıklıkla reçetelediği
 asit inhibitörü ve pompası olarak  tanımlaman Omaprozal türü ilaçları kullamaya başlayanlar ilk başlarda sorunlarının çözümüne eriştiklerini zannedebilirler. Ama uzun süre kullanılması gereken bu tür ilaçların yan etkileri göz önünde alındığında bence artık doğal yollara başvurma gereği doğmaktadır.
Proton pompa inhibitörleri (ya da "PPI"lar) bir ilaç grubudur ve mide asidi üretiminin uzun süreli azaltılması etkisini gösterirler. Günümüzde mide asit sekresyonunun en potansiyel azaltıcısı konumundadırlar. Aynı amaçla kullanılan değişik etki mekanizması ile etki gösteren bir başka grup ise H2 Reseptör blokörleridir. Proton pompa inhibitörleri mide paryetal hücresindeki hidrojen/potasyum ATPaz enzim sistemini geri dönüşümsüz bloke ederek etki gösterir .Proton pompası gastrik asit sekresyonunda en son evredir ve gastrik lümene H+ sekresyonunu sağlaması nedeniyle inhibisyon için ideal süreçtir. Bu şekilde % 99 a varan oranlarda asit sekresyonunu engellerler.
 Bu ilaçların genel ve daha sık rastlanan yan etkiler: Baş ağrısı, bulantı, diyare, karın ağrısı, bitkinlik hissi, baş dönmesi. Nadiren rastlanan yan etkiler: döküntü, kaşıntı, şişkinlik, kabızlık.Uzun süreli kullanımda vücutta vitamin B12 konsantrasyonunda azalma. (bende B12 eksikliği yüzünden hafıza kaybı başlamıştı ama İngiltere deki doktorum literatürden bu konuyu gösterene kadar bana B12 vit alınımını önermemişti bile)
Bu tür ilaçların bir başka uyarısı ise aslında mide yanması ya da reflünün bilinen bir tedavisi yoktur. Tüm antasitler, aynı zamanda alındığı taktirde diğer ilaçlar ile etkileşime girebilir. Bu tür ilaçların tek yaptığı belirtileri kontrol altına alarak perdelemektir.  Bi karbonatta aşağı yukarı aynı işlevi gördüğüne göre neden bu ilaç firmalarına çuvalla para yağdıralım?
Bu sebebten dolayı asit reflü ve mide yanmasının tedavisinde bulduğum doğal yolları size anlatmak istiyorum. Bunlardan ilki, aslında çok iyi bildiğimiz ve kek yapımında kullanılan karbonat ya da Soda. Bu madde yıllarca mide tedavisinde kullanılmış ama malesef  zengin ilaç firmaları tarafından kendi ürettikleri ilaçlarla yer değiştirmiştir. Eğer kullandığınız Talcid tarzı ilaçlara bakarsanız içeriğinde bi karbonatı ve nane içeriğini görebilirsiniz. Sonuçta atalarımızın bilgilerini alıp bize modern bilmin bir sürü yan etkileri ile olan ilaçlarını vererek zenginliklerine zenginlik katmaktadırlar.
Bikarbonat yüzyıllardır reflü tedavisinde kullanılmaktaymış hatta bi karbonat o kadar ilginç bir madde ki ev temizliğinde kullanıldığı gibi tıkanan lavobaları açmaktan tutunda dişleri beyazlatmaya kadar envayi çeşit kullanım alanı var. Bir gün süper markette Amerikandan ithal edilmiş Soda kutusu gözüme ilişti. Tamda Türkiyenin dışa bu kadar mı bağımlı hale geitirldiğini üşünürken bikarbonat kutusunu elime aldı. İngilizce açık açık mide asidini azaltır
 yazılmıştı ama bu kısmı türkçeye çevirilmemiş ti. Hayretle bikarbonat kutusuna baktım.
 Kafamın üzerinde yanan bir lamba olduğunu hissettiğimi hatırlıyorum. Hemen biyoloji,
 mikrobiyoloiji ve kimya bilgilerimi kayıttan geçiriken bi karbonat üzerinde araştırmlarıma başladım. Bulduğum bilgiler doğrultusunda kendimide biraz kolay olarak kullandığımı kabul ederim ama sonuçta beni rahatsız eden bir sağlık probleminden kurtulduğumu belirtirim

Bikarbonat içeriği
Besin değeri
Kalori 0
Toplam Yağ 0
Sodium 150mg
Protein 0
Talimatlar:
Bir bardak suya küçük bir çay kaşığı katılarak, karıştırılır. Dikkat edilecek hussus ise karışım iyice çözülmesldir. Bu karışımı sabah aç karnına ve yatmadan önce kullanın.  
İlk zamanlarda sabah ve akşam kullandığım karışımı iki hafta sonra bırakarak ara verdim. Bu karışımın uzun süreli kullanımının yaratacağı her hangi bir etkisinin önlemesi içinde artık sadece gerektiğinde kullanmaya başladım.
Asit reflüye neden olan bir başka etkende Helicobacterdir. Bu konuyada  yazının ikinci bölümünde devam ederek, doğal tedavi yöntemleri ve çalışmalardan söz etmeye çalışacağım.
Uyarı: Bikarbonat kullanmaya başlamadan önce eğer bir reçeteli ilaç kullanılıyorsanız önce   doktorunuza ve ya eczacınıza danışını, bazı reçeteli ilaçlarla bir etkileşime girebilir. Diğer bir uyarı, eğer doktorunuz tarafından sodyum alımınımız kıtlanmışsa lütfen bu yöntemi denmeyiniz.
Eğer bu yöntemi denedikten sonra şiddetli bir mide ağrısı hissederseniz bir doktora başvurun. Şiddetli ağrı mide ağrısının reflüden başka sebebleri olabilir.

Alıntılar:
·         On-demand treatment of nonerosive reflux disease: omeprazole plus bicarbonate powder versus omeprazole capsules, Acta Gastroenterol Latinoam. 2010 Sep;40(3):198-205.
·         Gastro-oesophageal reflux. Issues in clinical practice.BMJ. 2010 Sep 22;341:c5158. doi: 10.1136/bmj.c5158.
·         The effect of tegaserod on esophageal submucosal glands bicarbonate and mucin secretion. DigDis Sci. 2008 Sep;53(9):2366-72. Epub 2008 Feb 13.
·         Vikipedia

24 Eylül 2011 Cumartesi

The Truth About Comet Elenin

In Association with Amazon.co.uk  

NASA Scientist, Dr. David Morrison, answers questions from the public about comet Elenin.




The paper purports to show that astronomical alignments, particularly that of Elenin, are the proximal cause of earthquakes of magnitude 6 or stronger.

Astronomical alignments as the cause of ~M6+ seismicity
Abstract: I here demonstrate empirically my georesonator concept in which tidally induced magnification of Earth masses' resonance causes seismicity. To that end, I show that all strong (~M6+) earthquakes of 2010 occurred during the Earth's long (t > 3 day) astronomical alignments within our solar system. I then show that the same holds true for all very strong (~M8+) earthquakes of the decade of 2000's. Finally, the strongest (M8.6+) earthquakes of the past century are shown to have occurred during the Earth's multiple long alignments, whereas half of the high-strongest (M9+) ones occurred during Full Moon. I used the comet C/2010 X1 (Elenin), as it has been adding to robustness in terms of very strong seismicity since 2007 (in terms of strongest seismicity: since 1965). The Elenin will continue intensifying the Earth's very strong seismicity until August-October, 2011. Approximate forecast of earthquakes based on my discoveries is feasible. This demonstration proves my hyperresonator concept, arrived at earlier as a mathematical-physical solution to the most general extension of the georesonator concept possible.
You know about the massive underground facilities under the Denver airport and the other side of the cities in USA  and Russia have invested fortunes into new underground shelters, as the soil of the Earth itself can provide the best shelter for most catastrophes, deep below the surface, thats must be the reason why the government is secretly construction those tunnels. To prove my idea I suggested you to watch the below video. Brooks Agnew, author and host of X-squared radio, tells us why we should care.